Polisiye/Gerilim Romanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Polisiye/Gerilim Romanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Gölge Aile



Şehrin yeni mahallelerinden birinde önce orta yaşlı bir işadamının, ardından da genç sevgilisinin cesedi bulunur. Erkek kurbanın kızı, takip edildiğini düşündüğünden polise başvurur ve koruma altına alınır. Soruşturma ilerledikçe işadamının sanal ortamda "baba" rolünü üstlendiği bir ailesi olduğu ortaya çıkar. Üstelik bu "gölge aile" cinayetlerden bir süre önce gerçek hayatta da bir araya gelmeye başlamıştır. 
Dedektif Takegami ve yardımcısı Çikako, katilin peşinde, fantezi ile acımasız gerçeklerin iç içe geçtiği karanlık bir labirentte ilerlemek zorundadır.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Karnavalın Efendisi

Bugün ben yine PALYAÇOYUM ve yine uyandım… Tekrar uyanmış olmak tuhaf… Son uyanışımdan beri çok zaman geçti ve uyanmışsam karnaval yakın demektir.”

Vahşice işlenen seri cinayetler…
İnsan ticareti yapan Ukrayna mafyası ve
acımasız yöntemleri…
Cinayetlerin ve suç örgütünün peşinde
bir avuç insan…

Kaybeden Ölecek

Adı Yannick Bérubé, 23 yaşında ve Ormes Sokağı’nda 5150 numaralı evde tutsak. İşte bu yüzden başından geçenleri yazmaya karar verdi. Hikâyesi beklenmedik bir bisiklet kazasıyla başlasa da devamı tam anlamıyla dehşet dolu. Çünkü onu zorla alıkoyan aile hiç de normal değil. Adaleti satrançla belirlediğini düşünen psikopat bir baba; babasından da tehlikeli görünen genç bir kız; aklını dinle bozmuş, itaatkâr bir anne ve tek kelime etmeyen, sabit bakışlı, ürkütücü küçük bir kız. Yannick Bérubé ne pahasına olursa olsun bu deliler evinden kurtulmak zorunda, aksi takdirde hayatını kaybedecek… ya da aklını!

Ölü Ruhlar Ormanı

Genç ve yalnız bir kadın olan Yargıç Jeanne Korowa, tesadüfen şahit olduğu bir psikiyatri seansı sayesinde Paris’te işlenen tüyler ürpertici seri cinayetlerin failini keşfetmiştir. Ama elinde hiçbir kanıt yoktur ve katilin peşine tek başına düşmek zorundadır.
Böylece Guatemala, Nikaragua ve Arjantin’de soluk soluğa ve kanlı bir takip başlar.

Sınır Tanımayan Cesetler


“İnsanın kendisini bırakıp gitmesinden daha derin tatil var mıdır?


Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, sınırlarınızı nereye kadar zorlayabilirsiniz?
Bütün kavramların fazlasıyla iç içe geçmiş olduğu günümüzde sınır tanımamak da bir çözüm olabilir mi? Öyleyse, tehlikeyi göze alacaksınız demektir...

Sorry

Berlinli dört genç arkadaş Sorry adında bir ajans kurdular...
Yaptıkları iş, “şirketler adına, hata yapılan çalışandan özür dilemek”...
Onların sayesinde vicdanını rahatlatan insan sayısı gittikçe artıyor....
Ancak, son anlaşma biraz sorunlu: Özür dilenecek kişi bir ölü!

Görüşme Odası

Yalanın en çok söylendiği, en usta yalancıların bulunduğu yerdeydi. Mesleği, yalanları doğrulardan ayırmaktı. Doğruyu bulma tutkusunun, yaşamını kâbusa
Çevireceğini ise asla tahmin edemezdi.
Roderick Anscombe’dan okuru paranoyanın sınırlarında gezdirecek, heyecan dozu yüksek, soluk soluğa okunan bir psikolojik gerilim romanı.

15 Mayıs 2012 Salı

Çok Gözyaşı Döküldü

Çok Gözyaşı Döküldü, kararlı ve inatçı polis müfettişi Wexford’un çetrefil bir cinayet soruşturmasının içine daldığı, psikolojik gerilimin sınırlarını zorlayan, edebi lezzeti yerinde yeni bir Ruth Rendell romanı.
Katil, ilk cinayette yanlış hedef seçer. İkinci cinayet ise okuru bir ailenin gizemli derinliklerine sürükleyecektir.
Unutmayın, gerçek polisiye romanlarda cinayetin kim tarafından işlendiği kadar, neden işlendiği de çok önemlidir.

Ruh Koleksiyoncusu

Boston’da bir müzenin bodrumunda iki bin yaşında olduğu sanılan bir mumyanın keşfi kamuoyunda büyük ilgi uyandırır. Ancak bilgisayarlı tomografi taraması, mumyanın bacağında iki bin yıl öncesine ait olamayacak bir cisim ortaya çıkarır: Bir kurşun. Dedektif Jane Rizzoli ile adli tıp uzmanı Maura Isles’ın yolları bir kez daha kesişiyor. Arkeoloji Katili’ni yakalayamazlarsa vahşi cinayetler son bulmayacak.

“Ruh Koleksiyoncusu ani virajlarla ustaca kurgulanmış muhteşem
bir gerilim romanı.”
The Globe and Mail

“Günümüz gerilim edebiyatının en yaratıcı yazarından çarpıcı
bir dehşet hikâyesi.”
The Providence Journal

Temizlikçi

Tempolu, keskin, mizahi, kıpır kıpır ve sürükleyici bir polisiye roman…Marsilya’yı eli kanlı katillerden, hüküm giymemiş suçlulardan temizlemeye kararlı bir seri katil…
Kimilerine göre bir psikopat, kimilerine göre ise bir ölüm meleği… Kurbanlarını beklerken evlerini topluyor, bir güzel silip süpürüyor ve ardında cesetlerin yanı sıra mis gibi kokan tertemiz evler bırakıyor.
“Ölümsüz” lakaplı mafya babası Charly Garlaban da bu obsesif katilin listesinde. Şimdiye kadar kanundışı bir dünyaya ait olan Garlaban’ın ölümden kurtulmak için tek çaresi kalıyor: Katili yakalamak uğruna polisle işbirliği yapmak.

Azrail Aynası

Azrail aynası İstanbul’da her gece ama her gece can alır!
İnsan tek yumurta ikizine baktığında aynaya baktığını sanır. Bir müddet sonra ayna mı gerçek, yoksa kardeşi mi, birbirine karışır.
Kimi boy aynasına bakar, kimi dev aynasına, kimi Azrail aynasına...Azrail aynası her gece başka bir surete bürünür.
Bazılarına önce boy aynası olur, sonra aniden dev aynası görüntüsü alır. Ama sonunda mutlaka aslına dönüşür.Çünkü işlevi hep aynıdır…Azrail aynası İstanbul’da her gece ama her gece can alır!Amerika’dan Türkiye’ye uzanan seri cinayetler…Parçalanmış kadın bedenleri…Katilin peşinde üç komiser…Ve onlara yardımcı olmaya çalışan bir psikiyatr…Okura tuzaklar kuran bir roman…

Kutudaki Canavar

Polisiye-gerilim edebiyatının kraliçesi Ruth Rendell’dan polis müfettişi Reginald Wexford’un serüvenlerine veda romanı. Kahramanımız emekliye ayrılıyor. Ayrılmadan önce de gerilim doruğa tırmanıyor…

Kutudaki Canavar, Wexford ve yıllardır peşinde olduğu gizemli Eric Targo’yu, son kez karşı karşıya getiriyor. O, “aşağılık bir sürüngen” olabilir ama gerçekten bir seri katil mi?

Ölüm Meleğinin Şarkısı

Kanınızı donduracak bir polisiye… Büyük bir hayal gücü…”
The Times

Hamburg’un kırmızı fener bölgesinde İngiliz bir pop şarkıcısı vahşice öldürülür. Cinayet, on yıl önce aynı bölgede işlenen seri cinayetlerle büyük benzerlik göstermektedir.
Hamburg Cinayet Masası’ndan Komiser Jan Fabel cinayeti soruştururken hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, cinayetin altında çok daha derin, ülke sınırlarını aşan hesapların yattığını keşfeder. Soruşturması Fabel’i dünyanın gelmiş geçmiş en tehlikeli kiralık katiline götürecektir.

Uyuyana Kadar


Anıların sana kim olduğunu söyler.
Ya her akşam uyuduğunda anıların kayboluyorsa?
Adını, kimliğini, geçmişini, hatta sevdiğin insanları, hepsini
bir gecede unutuyorsan,
Ve güvendiğin tek insan sana gerçeğin tamamını anlatmıyorsa...
Christine’in hayatına hoş geldin…
Kesinlikle şimdiye dek okuduğum en iyi ilk roman.
Tess Gerritsen

Uyuyana Kadar müthiş, sarsıcı bir roman. İnsanı derin, karanlık ve rahatsız edici sulara çekiyor. Bir yandan kimlik ve belleğin anlamı üzerine karmaşık sorulara değinirken, bir yandan da eğlendiriyor.

Hiçlikten Gelen Kız

Cronin’in, insanlığın yaşayabileceği ortak felaketler ve bunlardan kurtuluş çabaları üzerine nefes kesen bir hikaye anlattığı romanı, içerdiği tüm heyecan ve fantastik unsurların yanısıra, akıcı ve büyüleyici üslubuyla da dikkat çekiyor. İlk sayfalarından itibaren uyandırdığı merak duygusuyla okuyucuyu içine çeken, hem büyüleyici, hem heyecanlandırıcı yönler taşıyan kitap, günümüz insanının ortak kaygılarına yönelik çağrışımlar da taşıyor. “Hiçlikten Gelen Kız”, olağanüstü bir hayal gücünün yarattığı karakter çeşitliliği, mekan betimlemeleri ve farklı dünya kurgusu ile, sadece fantastik öykü tutkunları için değil, tüm okuyucular için benzersiz bir heyecan vaat ediyor.

Buz Prenses

İsveç Polisiyesinin Kraliçesi Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türkçede Tüm Avrupa’da tanınan, romanları 4 milyonun üstünde satış rakamına ulaşan, ülkesinde de ”en çok satan yazar” unvanına sahip Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türk okurlarla buluşuyor. 2008 yılında Fransa’nın en saygın polisiye yazarlarına verilen “Grand Prix de Littérature Policière” ödülüne layık görülen Läckberg, ünlü romanında, korkunç sırların üstünün asla tamamen örtülemeyeceğini ve susmanın ruhu nasıl öldürdüğünü ustalıkla anlatıyor.