Aşk/Macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk/Macera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Kan Kırmızı Ayın Altında


Sınırsız tutkular hayatınızı tehlikeye atabilir… ruhunuzu da!

Başkalarının düşüncelerini okuma yeteneğine sahip olan Angelica Shelton Belanov, bir gün Londra’da sosyetenin kaymak tabakasının düzenlediği bir davete katılır.

Ancak bu tatsız ve sahte kalabalığın ortasında gürültülü düşüncelerin âdeta saldırısına uğrayan Angelica, teselliyi esrarengiz görünümlü, oldukça yakışıklı bir yabancının arkadaşlığında bulur: Prens Alexander Kourakin.

Diğer erkeklere pek benzemeyen Prens Alexander’ın Londra’da bulunma nedeni ise davet değil, vampirlere ait Doğu Klanı’nın lideri olarak, gücünü yitirmekte olan türünün geleceğini tehdit edenleri ortadan kaldırmaktır.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Arumi'nin Rüzgar Gülü

Mezopotamya’nın köklü bir kentinde, Doğu ve Batı kültürü arasında sıkışmış bir aileden gelen Meryem, geleneksel analık ve kadınlık dayatmalarını reddederek, sahip olduğu her şeyi arkasında bırakıp uzun bir yolculuğa çıkar. Gizemli ve büyülü kültürlere, egzotik ve egzantirik mekânlara sahip yaşlı Asya kıtasını boydan boya kat eder. Bu yolculuk boyunca, kadınlığının ve cinselliğinin “farkına vararak” yüzyıllık gelenekleri parçalarken bir yandan da birbirinden dokunaklı ve ilginç kadın öykülerine tanıklık eder.

Samanyolu

“Samanyolu önce –her zamanki gibi– tefrika edilir. Sonra kitap halinde basılır. Birdenbire büyük ilgi devşirir.
Bu ilginin tanıklarındanım. Annem, yaz gecelerinde benim bir türlü göremediğim Samanyolu’nu âdeta görerek, kim bilir kaç kez, ‘Kerime Nadir’in bir romanı vardır: Samanyolu. Ablana hamileyken okumuştum, tesirinden bir türlü kurtulamamıştım...’ derdi.”

Hıçkırık

Yalnızca para değerlerinin saltanat kurduğu, hüküm sürdüğü, saat başı borsa-döviz haberlerinin peşinde koşulduğu, gönül inceliklerinin gitgit karardığı, sönüp gittiği, şimdiki aşksız, duygusuz dünyamızda, leylaklar kuşanmış Hıçkırık her şeye karşın hâlâ bir sığınak olabilir gibime geldi.
Hangimiz, bizi bizden, hayalsiz ve leylaksız hayatlarımızdan çekip alacak bir ‘romans’a ihtiyaç duymayız ki?!”

Eflatun Şafağın Kokusu

Violet sirkte keman çalıp dans ederek hayatını kazanan, kör genç bir kızdır.
Ama koku alma duyusu öylesine gelişmiştir ki insanları, nesneleri ve hayvanları sadece kokularından hiç yanılmadan ayırt edebilir.
Çingeneler tarafından büyütülen Violet’ın tek amacı babasının katili olduğunu düşündüğü vampiri, İsmail’i bulup intikam almaktır.
İsmail’i bulmak için geldiği Londra’da vampirlerin lideri Patrick James Bruce’a âşık olur. Violet kokusundan Patrick’in kan içici olduğunu anlar ama yine de ona karşı koyamaz.
İsmail ile Patrick’in yakın arkadaş olduklarını öğrendiğinde Violet’ın bir karar vermesi gerekecektir.

                            Aşk mı, intikam mı?

Korkma


“Ve arkasındaki ışık selini görüyor. Önce pembe, sonra inci rengi
aydınlanıyor gökyüzü ve ‘göl’ bu ışıkla bambaşka bir güzelliğe bürünüyor.
Derken o göl, bu aynı göl, evinde her gün karşısında duran denize dönüşüyor.
Nasıl olduğunu bilemiyor, ama karşısındaki yüksek dağlar evindeki odasından
gördüğü tepeler, ebruli göl de onun denizi sanki. Doktoruna, ‘Ben istersem
göl, istersem deniz çizebiliyorum gözkapaklarımın içine’ diye heyecanla
anlatmaya başlıyor.

Her Durakta Aşk

Her gün milyonlarca insan Londra metrosunda seyahat eder. Ama genelde herkes birbirine bir anlık bir bakıştan fazlasını layık görmez bu hatta. Maeve Binchy, Her Durakta Aşk’ta Londra hayatına ayna tutacak bir bakışla bu isimsiz insanlara derinden bakmayı başarıyor…

Funda

Vedat heyecandan kısılmış bir sesle:
– Fehiman!.. diyebildi.
Devam edemiyor, tıkanıyordu. Birden onun başını göğsüne çekti. Vücudunu kollarına aldı. Yüzünü saçlarının arasına sokarak:
– Beni bağışla!.. diye hıçkırdı.
Fehiman hâlâ inanamıyor; iki uzun yıldan sonra, bu çok sevdiği ve sıcaklığını, kokusunu çok özlediği göğüse sokulduğuna inanamıyordu.

Aşka Tövbe

“Varlığıyla bütün kalbimi ve hayatımı dolduran sevgili adam! Onun bu türlü acı çekmesi ve teselli araması beni perişan ediyordu. Benden ne istese vermeye hazırdım. Sırf avunsun diye canımı bile fedaya hazırdım. Ah! Bütün bu şeyleri ona söylememek, benim için değerinin ne olduğunu anlatamamak, susmak, hep susmak!.. İşte asıl dayanılmaz şey buydu.”

15 Mayıs 2012 Salı

Kim

Nuriye Akman’dan bir yazarın varlığına anlam bulma mücadelesini anlatan etkileyici bir roman…

Adını ve yüzünü okurlarından yıllarca saklayan ünlü bir yazar, son kitabında kendini anlatmaya karar verir. “Ben” adını verdiği eseri, daha önce yazdığı 29 romanın şerhi olduğu kadar, övünç duyduğu egosunu da gözler önüne sermektedir.

Yazar, dinlenmek üzere gittiği bir sahil kasabasında cinsiyeti belirsiz birine âşık olur. “Kadın mısın, erkek mi?” sorusunu reddeder, çünkü bu sıradışı aşkı, çok güvendiği kalemine muazzam bir meydan okuma olarak görür. Onu yazdığı kitaplarla yarıştıracak bu problemi saf zekâsıyla çözmek ister. Fakat akıl, anlamaya yetmez. Kendini içinden çıkılmaz bir labirentin içinde bulan yazar, benliğinin adım adım çöküşüne tanıklık eder.

Tabula

İki kardeş…
Dünyada kalan son iki Yolcu…
Michael ve Gabriel Corrigan…
Tıpkı Kabil ve Habil gibi iki ezeli düşman… Aralarındaki savaşta tek bir kazanan olacak ve kazanan dünyanın kaderini belirleyecek.Gabriel’i korumaya and içen bir Soytarı olan Maya için Gabriel’i bulmanın tek bir yolu var… Etiyopya’da, günümüz fizikçilerinin “solucan deliği” dediği zaman kapısından geçerek Gabriel’in hapis kaldığı paralel evrene ulaşmak.
Yoksa tüm dünyayı dev bir hapishaneye dönüştüren Tabula Gabriel’i bulup öldürecek.İyi ile kötünün savaşında kötü ebediyen kazanmış olacak.Ve bildiğimiz anlamda tarih sona erecek…

Fırtınadan Sonra

Tehlikeli sularda sıra dışı bir aşk…

Nell geleceği görme yeteneğine sahip, güzel bir genç kızdır. Önce annesinin sonra da babasının ölümüne neden olan laneti ve acıyı unutmak, hayatının hedefi haline gelmiştir.Bir gemi yolculuğunda Mikhail Belanov ve ailesiyle tanışır.Genç kızın geleceği görme yeteneği bu yeni dostlarının hayatını kurtaracaktır. Ancak artık kendisi de tehlikededir. Çünkü acımasız vampirler onu da ölüm listesine dahil etmişlerdir.Mina Hepsen’in hayal gücünü ortaya koyduğu bu romantik hikâye okuruna aynı zamanda gerilim dolu dakikalar da vaat ediyor.

Venedik'te Bin Gün

Hayata en başından, ta başından başlama cesaretini verecek kadar güçlü ve “gerçek” bir aşk…
Venedik’teyim. Bin günden fazla bir zamandır buradayım. Bin gün. Bir dakika. Bir an. Tıpkı hayat gibi. Fısıldayışını duyuyorum: Elimi tut ve benimle gençleş. Acele etme… Baştan başla… Saçına inciler tak… Patates yetiştir… Mumları yak… Ateşe bak… Birini sevme cesaretini göster… Kendine gerçeği söyle… Bu büyünün içinde kal.Kalp kırıklıklarının ilacını lezzetli yemekler yapmakta bulan bir kadın… Onu Venedik’te, sokakta yürürken gören ve “Seni tanımadan önce bile âşıktım ben sana” diyen bir adam… Hayata en başından, ta başından başlama cesaretini verecek kadar güçlü ve “gerçek” bir aşk…

Sağdan Birinci Mezar

Charley Davidson bir özel dedektif… Hem de cazibeli bir kadın.
Ama bildiğimiz özel dedektiflerden ve tabii bildiğiniz cazibeli kadınlardan değil. O bir ölüm meleği. Henüz öbür dünyaya geçememiş ruhlarla iletişim kuruyor ve “ışığa gitmeleri”ne yardım ediyor. Doğrusu, ölülerle konuşma yeteneği, katilleri bulmakta da çok işine yarıyor…

Charley’nin bir de âşığı var… Ama kahramanımız adamı göremiyor. Sadece o çıldırtıcı dokunuşlarını hissediyor… Sık sık ve derinden…
Cazibeli dedektifimiz bugünlerde ne mi yapıyor? Cinayete kurban giden üç avukatın katillerini bulmaya çalışıyor… Herhalde sizi nasıl bir heyecanın beklediğini anladınız artık.

Aşk ve Çocuk

Bir Maeve Binchy romanı okumak eski bir dostla sıcacık bir buluşmaya benzer. Aşk ve Çocuk, Maeve Binchy’nin en iyi romanlarından biri…
Maeve Binchy’nin en iyi romanlarından biri. Birbirinden farklı bir grup insanı ahenkle ele alıyor; İrlanda’daki yaşama özgü olaylar dizisi inandırıcı; romanın sonu da çok tatlı. İnsan, Frankie karakterini Binchy’nin bundan sonraki romanlarında da görmek istiyor.
Susan Rogers, Newark Star-Ledger

Maeve Binchy hayranları ayakkabılarını bir tarafa fırlatacak, kendilerine güzel bir çay demleyecek ve koltukta kıvrılıp Binchy’nin sıcak dünyasına bir kez daha adım atacaklar.
Melinda Bargreen, The Seattle Times

26. Seviye

Bu romanı okurken filmini de izleme şansına sahip olacaksınız. LEVEL26.com adresinden kitabın içindeki şifreleri girerek heyecana katılın.
Katiller 25 ayrı seviyede değerlendirilir.
Bunu polis teşkilatında herkes bilir. Artık biz okurlar da öğrendik. 1. Seviye’deki toy fırsatçılardan, 25. Seviye’deki organize,
kasıtlı cinayet işleyen ve kurbanlarına işkence edenlere kadar yükselir özellikler. En korkutucu, en tehlikeli olan 25. Seviye
gibi görünmektedir.

Oysa gerçek farklı: Dünyanın en tehlikeli
katillerini avlamak üzere görevlendirilmiş, resmi bir sıfatı olmayan ve isimleri gizli tutulan seçkin bir grup yeni bir seri katil tanımı yapmak üzere: 26. Seviye. Bu tanıma da sadece bir kişi uyuyor: